Çocuk Odaları için kişiye özel rüya resimler

Posts tagged ‘çocuklara hediye’

Sen hiç gördün mü?

Balonlarla uçan bir araba…

Bu resmi çizmeyi sanırım hep istemişim. İçimde bir yerde hep taşımışım…

Blogcu Anne Elif Doğan, instagram hesabımın 500. takipçisi olmuştu ve o günlerde ben de 500. takipçiye bir hediye resim yapmayı düşünmekteydim. Ne de güzel oldu. Çocuk Odasına Resimlerin yenidoğanlık sürecindeki ilk siparişlerimden biri Deniz’e yaptığım gemi resmi idi, şimdi ise Derin’e mavi bir araba sevgisinden ilham alan bir resim yapacaktım.

Arabaları uçurmayı çok seviyorum. Gökyüzünü ve dağları sevmekle alakalı bir hayal sürecinin son durağı olabilir. Daha evvel uçakla araba uçurmuşluğumuz olmuştu Yula için, şimdi de balon bağladık :))) Up, ne güzel bir animasyondur İlham verdiği için kendisine çok teşekkürler.

Image

Reklamlar

Özgür ruhlara…

Tam bir dağ aşığıyım desem abartmış olmam sanırım. İçinde dağ olan bir resim yaparken o dağları yaşıyorum sanki. Tırmanmayı bilmem hiç ama dağlara bakarken çok farklı, adını koyamadığım duygular yaşarım. Sanki dağların insana güç veren bir özelliği vardır ve o kuvvet içime doluyormuş gibi hissederim. “Arkasını dağlara vermek” nedir diye sorsalar, derim ki, arkasını dağa yaslamış insanın yolu açıktır. Sanki dünyanın derinliklerine inen kökleriyle dünyanın özünden enerjive güç alıp o güce sırtına yaslamak gibidir. Canım dağlar…

Birazcık kafadan kontak olduğum doğru, o sebepten bi üst paragrafı okumadan geçebilirsiniz. Dağlar önemli ama.. yine de.

Bu resmi zorluklarda mücadeleyi spor olarak yapan bir çift ve oğulları için isteyen ve resim vasıtasıyla arkadaş olduğumuz sevgili İlke’ye çok ama çok teşekkür etmek isterim.  Gerçekten zor vedalaşacağım, çok sevdiğim bir resim oldu.

Can, acaip pozitif bir melek. Zor bir ameliyat bile onun tatlı gülümsemesini solduramıyor ve mutlu aurasını etkileyemiyor. Can için en büyük dileğim hayatı boyunca o tatlı gülümsemesini devam ettirebilmesi ve pozitif dirayetiyle, ruhunun  temiz ışığını yayarak ilerlemesi olacak. Kamp hayatına, doğaya tutkun olan bu tatlı  aileye  aşkla yaptığım resmimi gönderecek olmak benim için büyük mutluluk.

30*31 cm Canson Montval 30 gr/m2 suluboya kağıdına Van Gogh suluboyalar, Derwent suluboya kalemi ve point marker ile çalışıldı.

İlke1

İlke2

Bir aşk hikayesi

Çocukları olduktan sonra bile birbirlerine aşkla bakan insanlar görmek geleceğe dair umutlarımı artırıyor. Neden derseniz, her türlü iletişimi kısıtlayan bir minik kalp varken bazen aşka sıra gelmeyebiliyor.

Bu resmi bir anne, oğulları değil, eşi için istedi. Bir yokuştan aşağı inmek ve denize ulaşmak istiyordu. Saçlarında rüzgar… Çok sevdiğim İtalya’ya benzer bir mekan düşledim onlar için. Eteklerini ve saçlarını rüzgarla doldursa mıydım? ve sonra denize ulaşılan o yokuş belki hayatın ta kendisiydi. Hayat bir yokuş değil bir iniş olsun istemişlerdi, kolay yüzüyle karşılaşıp umutla geleceğe baksalardı pek güzel olurdu.

Geçse de yolları bozkırlardan, denizlere çıkardı sokaklar çünkü.

30*30 cm Canson Montval 300gr/m2 suluboya kağıdına Windsor Newton suluboyalar ile yapıldı.

Image

Gelincik tarlası

İtalya’nın her mevsimi başka güzel ama baharı bir başka. Baharı öyle başka ki gelinciklerle lavanta tarlaları, aralarından fışkıran sarı çiçekler… ötede beride bembeyaz veya pespembe iri birer çiçek gibi duran ağaçlar ve kavaklar… Üzüm bağlarının arasından kıvrıla kıvrıla devam eden yollar, yolların yanında eski küçük kaleler veya çiftlikler, hepsi kendi hususiyetini hiç kaybetmeden günümüze gelebilmiş pek çok güzellik var. Yarımada boyunca hiç bozkır olmaması, her iki cenahtan da kıyının 150 km ötesinde yükseliveren dağlar sebebiyle her daim ılıman ve yağışlı, sulak, bereketli, müthiş bir ülke burası. Buranın iklimi, renkleri bana sürekli gelincik, çiçek, böcek, dağ, kuş vs vs çizdirecek gibi hissediyorum. Gelinciklerin bende yeri çok farklı. Gelinikler çocukluğumu, ailemi, kardeşlerimi, onlu yaşlarımı hatırlatıryor. Çok ama çok seviyorum.

Bu resim de içten gelerek çizdiklerimden. Henüz sahibi yok.

Canson Montval 300 gr/m2 kağıda Van Gogh suluboyalar ile yapıldı.

Ölçüsü: 21*30 cm

Fiyat= 70 TL

gelincik_blog

 

 

çerçevelenmiş hali:

http://instagram.com/p/ZbUhCmC8yZ/

Hayal bahçesinde gezinmek varmış

Sevgili Banu ikinci çocuğunu dünyaya getiren arkadaşına doğum hediyesi olarak resim yapmamı istediğinde çok heyecanlanmıştım. Aileyi resmetmemi istemişti. Öyle güzel anlatmıştı ki hayalimde salıncakta sallanan büyük kardeş, onun en sevdiği oyuncak olan aslan Mehmet, anne, baba ve minik kardeş canlanıvermişti.

Sonra bahçenin adını hayal bahçesi koydum. En sevdiğim ortancalardan, gelinciklerden, sarmaşıklardan, büyük salıncaktan, pencere önü çiçeklerinden yerleştirdim hayal bahçesine. Hep en sevdiklerimden seçerek, sanki kendime bahçe yapıyormuş gibi…

 

Canson Montval 300 gr/m2 25cm*35cm suluboya kağıdına Talens Van Gogh suluboya ve Derwent suluboya kalemleri ile çalışıldı.

Ütopya şehre ancak bir yarış arabası ile gidilirdi

Ve Loran da öyle yaptı 🙂

Parlak ateş kırmızısı arabasına atladı ve yemyeşil ormanların içine inşa edilmiş rengarenk binaların yer aldığı, masmavi gökyüzünün pırıl pırıl güneşle renklendiği ütopya şehre doğru yola çıktı.

O yolculuk keyifli olduğu kadar da heyecanlıydı hem de. En yakın arkadaşı, en sevdiği arkadaşı Dorukla oynamaya gidiyordu.

Ütopya şehir, bütün çocukların doyasıya oynadığı büyük bahçeleri olan, kaldırımlarının bebek arabalarına uygun yapıldığı, geyiklerin içinde serbestçe gezinebildiği, içinde boğazı ve kırmızı köprüsüyle dünyanın en güzel şehri idi.

Canson Montval 300 gr/m2 25 cm*35 cm suluboya kağıdına Talens Van Goghsuluboya ve Derwent suluboya kalemleri ile çalışıldı.

Kız Kulesi masallara yakışmaz mı? Yakışır!

Can için resim yapar mısın dediğinde Sadeceanne, düşünmeye başladım ne yapsam diye.

Bir kaç gün boyunca aklıma şöyle içime sinesi bir resim gelmedi.

Bir gece Cevdet’e uyku öncesi kitap okurken birden zihnimde Kız Kulesi ve arkasında Sarayburnu silüeti beliriverdi. Can da ailesiyle birlikte bu silüete bir vapur güvertesinden dahil oluyordu.

Sonra “amann çocuk resminde Kız Kulesi ne alaka” dedim ve başka seçenekler de sıraladım içimden ve sordum Can’ın annesine.

Meğer Kız Kulesi onlar için çok çok özel bir mekanmış. Benim aklıma ilk düşen hayal belki de ruhlarımızın bir noktada konuştuğunu, bizden habersiz zihinlerimizin haberleştiğini aklıma getirdi.

Kız Kulesi ve Sarayburnu’nu elimden geldiğince masallaştırdım. Kız Kulesi’nin biçimiyle oynayasım geldi ama dur dedim kendime. Yaramazlık yapma!